mim ve ödülüme dokunma


Niye sevinmesin ki blogcular, aranılması ve anılmasına karşılık. Küçük şeylerle mutlu olabilme becerisini gösterebiliyorsa insan, minnacık da olsa gösterilen ilginin tadını çıkarmaya bakar. Hatır sormanın körpesi olmaz ve olmamalıdır da. Karşınızdakine değer verdiğinizi göstermek adına, illa son model dört çekeri paket yaptırıp sevdiğinizin kapı önüne bıraktırmanız gerekmiyor vinçlen. Suya sabuna dokunmadan oturduğunuz yerde bir kaç satır yazı, ya da bir güzel resmi sevdiklerinizin bloglarına bırakmanın ne mahsuru var. Analayabilmiş değilim ve anlayanları da heyecanla seyrediyorum.

Çoğu blogcu arkadaşlar mim ve ödül sözünü duyduklarında cinlerinin tepelerinde tepindiklerinden söz eder. Cin tepişmesinin sebebi, mim ve ödül karşısında duyulan sevinç mi, sevinçsizlik mi onu da anlayabilmiş değilim. Zaten, anlatanlarda ben anlayayım diye birşey de anlatmıyorlar. O da onların kusuru, ne diyeyim.
Son zamanlarda bazı bloglarda yukarıda taşınan pankartı görüyorum. Eğer mim işi insanlara pankart taşıtacak düzeyde rahatsızlık veriyorsa, üzerinde elbette düşünülmesi gerekir. Hakkını teslim etmelidir biçare, çaresizlere. Onlarında rahat, huzur ve sükuna ihtiyaçlarının var olduğunu gözardı etmemelidir.

O kadar zor olmamalıdır, mim ve ödül kurbanlarının seçimi. Mesela; blogcu çok eski bir blogcu ise, bu konularda bloğuna ilişmemelidir. Bu mim ve ödül dağıtıcılarına küçücük bir önlem olabilir ve daha fazlasını kendileride üretebilirler. Mim konusunu bilmem ama, ödül konusunda söyleyeceklerim var. Ödül almak için söylenenlerin aksine, ödül karşılığı bir şey yapmanız gerekmiyor. Öyle olsaydı, büyüklerimizde birbirlerine ödül vermezlerdi. Burada önemli olan takdir edenlerin ne düşündüğü, bu konuları abartmayalım.

Bu blogdaki popüler yayınlar

ctrl f tuşları ne işe yarar

nbsp nedir nasıl kullanılır

data-vocabulary.org schema deprecated uyarısı wordpress ve blogger çözümü